Yücelcilerin idam edilişinin üzerinden 74 yıl geçti

Eski Yugoslavya döneminde Kuzey Makedonya'daki Müslüman Türklerin örf, adet, din ve dillerini komünist rejimden korumak amacıyla verdiği mücadelenin öncülerinden olan Yücel Teşkilatı’nın idam edilen 4 üyesi için her yıl anma programları düzenleniyor Kurşuna dizilen Yücel Teşkilatı Başkanı Şuayb Aziz’in çikolata kağıdına yazdığı mektuptan: "Sevgili hayat arkadaşım Nigar, evlatlarım Ülker, Turan Erktan ve küçük yavrucuğum, artık sizden ayrılıyorum. Size doyamadım. Milletimin kurbanıyım."

26 Şubat 2022 - 12:00
FURKAN ABDULA - Eski Yugoslavya döneminde Kuzey Makedonya'da yaşayan Müslüman Türklerin örf, adet, din ve dillerini komünist rejimden korumak için verdiği mücadelenin öncülerinden olan Yücel Teşkilatı’nın 4 üyesinin idam edilişinin üzerinden 74 yıl geçti.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, o dönemki adıyla Makedonya'da yaşayan Müslüman Türkler, 1937'de milli ve manevi değerlerini, örf ve adetlerini korumak ve yaşatmak üzere toplanmaya başladı. 1941 yılında Makedonya Türk aydınları tarafından kurulmuş toplumsal bir hareket olarak görülen teşkilata 1945'te "Yücel" ismi verildi.

Kurucu üyeleri Şuayb Aziz, Şerafettin Ferid, Nazmi Ömer, Muzaffer Ahmet, Fettah Süleyman Pasiç ve Mehmet Dalip olan teşkilatın başkanlık görevini Üsküp'teki Ataullah Efendi Medresesi'nde tahsil yapan, daha sonra Mısır'daki El Ezher Üniversitesine giderek fıkıh, kelam, tasavvuf ve Batı felsefesi alanlarında eğitim gören Şuayb Aziz Efendi üstlendi.

Makedonya Türkleri için çok önemli kazanımlar elde eden Yücelciler, o dönem birçok ilke imza atarak ilk Türk okulu, radyosu ve gazetesinin kurulmasına vesile oldu. Nazmi Ömer’in teşviki ile Türk gazetesi olan Birlik gazetesi, 23 Aralık 1944'te yayımlanmaya başladı.

Ayrıca Yücelciler, ilk Türk okulu olan ve halen faal halde bulunan Üsküp’teki “Tefeyyüz” İlköğretim Okulunun açılması, yeni Türk alfabesi ile okuma kitaplarının basılması ve Üsküp Radyosu'nda ilk Türkçe yayının gerçekleştirilmesine öncülük etti.

Balkan bölgesinde Türk milli kültürü, edebiyatı ve sanatının yaşatılmasını sağlayan entelektüel bir hareket olan Yücel Teşkilatı mensuplarının büyük bir kısmı öğretmendi.

- 4 Yücelci kurşuna dizilerek idam edildi

Teşkilat, yaşanan gelişmelerden rahatsız olan dönemin Yugoslavya yönetimi tarafından “terörist-ispiyoncu teşkilatını kurarak Makedonya'da yaşayan Türkleri, Makedonya Halk Cumhuriyeti'ne karşı organize etmek, devlet düzenini değiştirme ve yıkmaya yönelik eylem hazırlığında olmak” gibi iddialarla suçlandı.

Yugoslavya'daki bütün milliyetçi teşkilatların ortadan kaldırılma çabaları kapsamında 1947 yılının ağustos ayında 17 teşkilat üyesi tutuklanarak yargılanmalarına başlandı.

Tutuklanan teşkilat üyelerinin duruşmaları 19 Ocak 1948'de görüldü. Tutuklananların avukat tutmalarına dahi izin verilmediği duruşmalarda o dönemki yönetimin tayin ettiği avukatların hapis korkusuyla savunma yapamadıkları ifade ediliyor. Mahkeme, bu kişiler hakkında 25 Ocak 1948’de karar çıkardı. Bu karar, Üsküp şehir meydanından hoparlörlerle halka dinletildi.

Göstermelik yargılama sonucu idam cezasına çarptırılan Şuayb Aziz, Ali Abdurrahman, Nazmi Ömer Yakup ve Adem Ali, 27 Şubat 1948'de Üsküp çevresindeki bir köyde kurşuna dizilerek şehit edildi. Yücel Teşkilatının 4 şehidinin bugün dahi mezar yerleri bilinmiyor.

Geriye kalan Yücel Teşkilatı mensubu tutuklular ise 8 ile 20 yıl arasında hapis cezasına çarptırıldı. Bu yargılamaların ardından Yugoslav yönetimi tarafından gerçekleştirilen 2. ve 3. grup tutuklama ve sürgün uygulaması kapsamında Yücel Teşkilatının birçok mensubu 1 ile 9 yıl arasında hapis ve 1 ile 4 ay arasında sürgün cezası aldı.

Hapisten çıkan Yücelciler de türlü işkencelere maruz kaldı.

- “Milletimin kurbanıyım”

Teşkilat Başkanı Şuayb Aziz’in kurşuna dizilmeden önce eşine yazdığı mektup yakın bir zamanda ortaya çıktı.

Şuayb Aziz’in çikolata kağıdına yazdığı mektupta şu ifadeler yer alıyor:

“Sevgili hayat arkadaşım Nigar, evlatlarım Ülker, Turan Erktan ve küçük yavrucuğum, artık sizden ayrılıyorum. Size doyamadım. Kader böyle yazmış yazımı. Nigar, evlatlarıma güvenesin, iki gözün gibi bakasın. Çocuklarımı her vakit benim için öpesin, koklayasın. Onları okutmaya çalış. O evde yaşatma, başka bir binada yaşatmaya çalış. Reşit Akşar yardımı ile belki çocuklarıma bir selamet yolu bulursunuz. Bugünden sonra o yavruların babaları yok, yalnız anaları vardır. Ona güvensinler. Hakkınızı helal ediniz, helal ediniz. Milletimin kurbanıyım.”

Yücelcilerin yaşadıkları hakkında son dönemde birçok yazı yazılıp belgesel çekildi, idam edilişlerinin yıl dönümlerinde de anma programları düzenleniyor.