Türkiye'nin Gururu Kadın Sporcular: Bahar Mert Üçoklar

"Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu ile beraber aynı okulda okuduk" "Bir gecede en yakın Bulgar arkadaşınızla düşman olabiliyorsunuz" "Olimpiyata gidemiyorum, neden meşgul edeyim milli takımı, Naz neden beklesin' diyerek voleybolu bıraktım" "300'den fazla milli olmam benim kariyerimdeki en yüksek nokta" "Sonra gelenler de elbette bizden, ablalarından görürdüler bir şeyleri"

10 Temmuz 2021 - 12:15
MUSA SAMUR - Eski milli voleybolcu Bahar Mert Üçoklar'ın Bulgaristan'dan 1989 yılında Türkiye'ye göç ile başlayan başarılarla dolu kariyeri, yönetici olarak milli takımlara verdiği önemli katkılarla devam ediyor.

Bulgaristan'ın Kırcaali kentinde doğan, "Cep Herkülü" Naim Süleymanoğlu ile aynı dönemde 14 yaşında Türkiye'ye göç eden, Türk kulüpleri ve milli formayla pasör pozisyonunda birçok başarıya imza atan, 4-5 dili yazacak kadar 6-7 dile konuşup anlayacak kadar bilen, 2003 jenerasyonuyla Avrupa Şampiyonluğu yaşayan, Türkiye Voleybol Federasyonu Milli Takımlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Bahar Mert Üçoklar, hikayesini AA muhabirine anlattı.

Türkiye'de Eczacıbaşı, VakıfBank ve Türk Telekom, Almanya'da Volley Cats Berlin ve İtalya'da Asystel Novara'da oynayan, 300'ün üzerinde milli takım forması giyen Bahar Mert, Şampiyon Kulüpler Kupası'nda "en iyi pasör" unvanını alırken 6 Türkiye Şampiyonluğu, 2 kez Şampiyon Kulüpler Kupası ikinciliği Akdeniz Oyunları şampiyonluğu ve ikinciliği yaşadı.

Aktif sporculuğu 2008 yılında "hayallerini gerçekleştirdikten sonra, isteyerek planlı, programlı" bırakan Bahar Mert Üçoklar'ın, Türkiye'ye göç etmesi olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonu halterci Naim Süleymanoğlu ile aynı döneme denk geliyor.


- "Herhalde en büyük hayallerini ben gerçekleştirdim"


Türkiye göç ettikleri süreçte yaşının 14 olması sebebiyle "her şeyin farkında" olduğunu belirten Bahar Mert Üçoklar, "Voleybola nerede başladın, nasıl başladın... Benim biraz genlerden oldu, ailede herkes voleybolcu. Doğal olarak herhalde genle geçti." değerlendirmesini yaptı

Bulgaristan'da spor lisesinde milli halterciler Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu ile farklı sınıflarda ama aynı dönemde beraber okuduklarını aktaran Bahar Mert, "Onların yaşı benden biraz daha büyüktü. Biz aynı okulda yetiştik. Göç sırasında tabii sırayla hepimiz buraya geldik." dedi.

"Sıkıntılıydı ama travma yaşayacak bir seçeneğiniz de olmuyor." ifadesini kullanan Bahar Mert, süreci şöyle anlattı:

"Türküz ve tek şansımız vardı. Değerlendirmek zorundaydık. Muhacirlik denilen o durumda... Mücadeleci, pes etmeyen bir jenerasyonduk. Bazen hayat mecburiyetlerde uyum sağlamayı öğretiyor. Olumsuzluklar da olumlu şeylere dönüşüyor. Belki de hayattaki bu mücadeleci yapım, hemen pes etmemem, bu yaşadıklarımla ilgili. Seviyorum yaşadıklarımı, tecrübe aslında. Yaş 14, yani kültür şoku da yaşıyorsunuz. Başarılı bir ailenin durumunda bir anda politik nedenlerle oluşan o sıkıntılar diyelim. Türklerin yaşadığı asimilasyon durumu, tamamen politik olaylar aslında ama 14 yaşında bunları çok algılayamıyorsunuz. Bir gecede en yakın Bulgar arkadaşınızla düşman olabiliyorsunuz. Alıştığımız, senelerce ömürleri geçmiş, mutlu yaşayan Türkler bir anda oradan aslında turist adı altında sürülüyor. Onların en büyük hayali herhalde Türk Milli Takımı'nda oynamakken, bu fırsatı elde edememişlerdi. Herhalde en büyük hayallerini ben gerçekleştirdim. Çok gurur duyduklarını tahmin ediyorum."


- Kariyerindeki en yüksek nokta 300'ün üstünde milli forma


Bahar Mert, Bulgaristan'dan göç eden biri olarak milli takımda forma giymenin anlamını "300'den fazla milli olmam benim kariyerimdeki en yüksek nokta. Avrupa'nın en iyi pasörü seçildim, madalyalar, şampiyonluklar, şunlar, bunlar... Onlar bir yerlerde yazar, madalyalarım kutudadır, çok yerlerde asmam. Geçmiş, geçmişte..." sözleriyle ifade etti.

Milli takımın 2003 jenerasyonunda da çok özel bir yeri olduğunu söyleyen Bahar Mert, şöyle devam etti:

"Biz de bunu gururla taşıyoruz. Aslında misyonumuzun çok farkında değildik. 40'lı sıralardan Avrupa ikincisi olunca tabii bu böyle bir ateşleyici güç oldu. Yıllarca bunu bilmiyoruz, daha sonra fark ettik. Bu kadar sevildiğimizi de bu kadar uzun süre sevileceğimizi de bizi çok ayrı bir yere koyacaklarını da tahmin etmedik. O jenerasyonda, Neslihan vardı, o zaman bizim küçüğümüzdü. Aysun, Özlem; Esra Natali Hanikoğlu, Sinem, libero Gülden vardı."


- "Kalıcı milli sporculuk astronot olmakla eş değer"


Bahar Mert Üçoklar, "Kalıcı milli sporcu olmak astronot olmakla eş değer aslında. Olamamanız için milyonlarca sebep var. Doğruların bir araya gelmesiyle oluyor. Bunu da değerlendirmek, karakter yapısı çok önemlidir." diye konuştu.

"Çözüm hep başkasının düşünmektir, başkasına karşı sorumluluk hissetmektir. Bence takım sporunun güzelliği bu." diyen Bahar Mert, "Bize de kattığı güzellik bu. Voleybol bitebiliyor ama şimdi yöneticilik hayatımda da diğer yaptığım işlerde de aile hayatımda da insan ilişkilerimde de spordan kalan disiplin, prensipler, zamanı verimli kullanma, paylaşımcılık, ekip insanı olma, bunlar çok büyük avantajlar." ifadelerini kullandı.

Voleybolu iyi bir noktada bıraktığı için içinde de kalan bir şey olmadığını dile getiren Bahar Mert, "Baktım ki olimpiyata gidemiyorum, neden ben meşgul edeyim milli takımı. Genç arkadaşımız geçsin artık. Naz öyle işte, geldiğinde neden beklesin. Bir an önce biz hep gençlere destek verdik. Bizim böyle paylaşımcı bir jenerasyonumuz vardı. Yani olimpiyatlara katılamayacağımı öğrendiğimde artık milli takımı meşgul etmemem gerektiğinin farkındaydım." şeklinde görüş belirtti.


- "Kendime yatırım yaptım, 6-7 dil biliyorum"


Aktif sporculuğu döneminde "kendine de yatırım" yaptığını ifade eden Bahar Mert Üçoklar, bu yatırımın sadece iyi pas atmak ya da voleybol elementlerini geliştirmekle ilgili olmadığını iyi derecede 6-7 dil bildiğini söyledi.

Anne ve babasının milli sporcu oldukları için ancak bir süre aktif voleybol oynayabileceğini kendisine öğrettiklerini vurgulayan Bahar Mert, "Annem de voleybol oynarken çocuk sahibi olmuş, biz olmuşuz, yine tekrar devam etmiş. Bu da bana bir güç verdi ve örnek oldu. Nelerin doğru, nelerin yanlış olduğunu anlatabilen bir ailem oldu. Asla yapmamam gereken şeyleri öğrettiler." diye konuştu.

Meraklı biri olduğunu ve kendisini eğitmeye çalıştığını ifade eden Bahar Mert Üçoklar, şunları dile getirdi:

"Biz devamsızlıktan kaldırdık hep üniversitelerde. Şimdi çok daha kolay eğitimle voleybolu, sporu bir arada götürmek. 4 tane üniversite denemem oldu. En zorlandığım kısımdı ama inat ettim mezun oluyorum bu sene. Ben 14 yaşındayken 4 dil konuşuyordum, anadilim gibi Bulgarca, Rusça konuşuyordum, Almancaydı yabancı dilim. İtalyancam iyidir. Hırvatça, Sırpça tek bir dil zaten. İngilizce zaten herkesin artık bildiği bir dil. Makedoncayı da baya konuşurum, anlaşırım. Balkan dillerini konuşurum. Yazışıp konuşabildiğim üst düzey 5 dil, 6-7 dilde rahatlıkla konuşurum."


- "Ablalarından görürdüler bir şeyleri"


Federasyon yönetiminde milli takımlar sorumluluğunu üstlenen Bahar Mert Üçoklar, iyi voleybolcu olmanın iyi yöneticilik için yetmeyeceğine vurgu yaparak, "Sahanın içi ve dışı çok farklı. Burada sorumluluk çok daha büyük. Yani sahada oynamak en kolayıymış." dedi.

A Milli Kadın Voleybol Takımı'nın son olarak FIVB Milletler Ligi Dörtlü Finali'nde bronz madalya kazandığına dikkati çeken Bahar Mert Üçoklar, sözlerini şöyle tamamladı:

"2003 jenerasyonu için bir sorumluluktu, bize denk geldi. Misyonumuz oldu yani sevdirdiniz, sevdiniz. Ankara'yı hatırlıyorum ben mesela, insanlar yollara çıkmıştı. Taksiler para almaz oldu. Biz kendimizi hiç ünlü gibi hissetmedik. Daha büyük bir sorumluluktu, örnek gösterildik. Çok dikkat etmek zorunda kaldık. Sonra gelenler de elbette bizden, ablalarından görürdüler bir şeyleri. Hep güzel şeyler öğrettik. Öğrettiklerimiz de kendi arkadaşlarına öğretti. Böyle devam eden bir kültür oldu. Elden ele, bayrağı doğru ellere teslim ettiğimizi görüyorum. Olimpiyata gidemiyorum, neden meşgul edeyim milli takımı? Naz neden beklesin? diyerek voleybolu bıraktım. Bizim böyle paylaşımcı bir jenerasyonumuz vardı. Ondan daha güzelleri geldi ve daha güzelleri için dua ettik. Formülün ne olduğu belli. Doğru şeylere yatırım yapmak ve istikrar. Olimpiyata katılıyoruz diye sevinirken, artık abone olmak isteyip madalya kovalıyoruz. Bunlar artık hayal değil."