AK Parti Sözcüsü Çelik, MYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu: (1)

"(Rusya Ukrayna savaşı) Gelinen süreçte en büyük arzumuz kalıcı bir ateşkesin ortaya çıkması ve artık barış antlaşmasının imzalanması" "Ne kadar demokrasiden bahsederseniz bahsedin ne kadar özgürlüklerden bahsederseniz bahsedin eğer terör konusunda net bir tavrınız yoksa bu demokratik mekanizmaların ve demokratik süreçlerin istismarı anlamına gelir"

21 Mart 2022 - 19:50
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin, en büyük arzularının kalıcı bir ateşkesin ortaya çıkması ve barış antlaşmasının imzalanması olduğunu söyledi.

Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu.

Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü'nü kutlayan Çelik, bugünün aynı zamanda Nevruz Bayramı olduğunu belirterek, Nevruz'un müjdesinin daha çok barışı ve sağlığı getirmesini diledi.

Halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu'nu rahmetle anan Çelik, Diyarbakır annelerine de selamlarını iletti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Diyarbakır annelerini ziyaret etmemesini eleştirdiğini anımsatan Çelik, bazı CHP sözcülerinin, annelerle görüşmenin gerçekleştiğini söylediklerini aktardı.

Çelik, Kılıçdaroğlu'nun, iki aile ile bir araya gelmesinin Diyarbakır anneleri ile görüşme şeklinde sunulduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

"O Diyarbakır anneleriyle görüşme değildir, Diyarbakır annelerinin ayağına gitmek, o vicdan nöbetini yaptıkları yerde onları ziyaret etmek anlamlıdır. Zaten annelerin yaptığı açıklamaya bakılırsa da bizim değerlendirmemizin doğru olduğu, CHP'li arkadaşlarımızın değerlendirmesinin eksik bilgiye dayanan yanlış bir değerlendirme olduğu görülür. Buradaki soru şudur; niçin annelerin ayağına gidilemiyor, niçin bu vicdan nöbetine destek verilemiyor ya da bir parti genel başkanının hemen yanına oturan birisi bir etkinlikte 'Türk Silahlı Kuvvetlerinin operasyonları terörle mücadele değildir de bir halkı ezmektir' dediğinde o genel başkan niçin orayı terk etmiyor? 'Hayır, Türk Silahlı Kuvvetlerinin operasyonları meşru operasyonlardır' diye niçin cevap vermiyor?"

Bu gibi soruların cevabının belli olduğunu söyleyen Çelik, "Ne kadar demokrasiden bahsederseniz bahsedin ne kadar özgürlüklerden bahsederseniz bahsedin eğer terör konusunda net bir tavrınız yoksa bu demokratik mekanizmaların ve demokratik süreçlerin istismarı anlamına gelir. Herhangi bir şekilde demokratik bir tutum olarak hiçbir şekilde değerlendirilemez." dedi.

Çelik, 18-24 Mart haftasının Yaşlılar Haftası olarak kutlandığını belirterek, salgın döneminde yaşlıların evlere kapanmak zorunda kaldığını ve devletin tüm imkanlarıyla onların yanlarında olmaya çalıştığını söyledi.

Yaşlılara yönelik pek çok düzenlemenin hayata geçirildiğini hatırlatan Çelik, Yaşlanma Vizyon Belgesi'nin yaşlıların haklarının güçlendirilmesi, garanti altına alınması, onlara dönük hizmet ve desteklerin modellerinin geliştirilmesi bakımından yol gösterici olduğuna işaret etti.

Çelik, sosyal güvencesi olsun olmasın tüm yaşlıların Yaşlı Bakım Merkezlerinde yüksek kalitede hizmet almasının da güvence altına alındığını dile getirdi.

15 Mart'ın İslamofobi ve İslam düşmanlığıyla mücadele günü olarak kayda geçtiğini belirten Çelik, 15 Mart 2019'da Yeni Zelanda'nın Christchurch şehrinde bir katliam gerçekleştiğini hatırlattı.

Saldırıda vefat eden 51 kişiyi rahmetle anan Çelik, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun 15 Mart'ı Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü olarak kabul ettiğini, bunun önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.

Saldırının yapıldığı dönemde Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrılarıyla 22 Mart 2019'da İstanbul'da dışişleri bakanları düzeyinde icra komitesinin acil bir toplantı yaptığını belirten Çelik, "İslamofobi ile mücadele konusu bugünün dünyasında giderek artık küresel barışı, dünya sistemini de ilgilendiren bir konu haline geldi. Nitekim göçmen düşmanlığı, nefret suçları bu bağlamda değerlendirilebilir." dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı'nda alınan karardan sonra Türkiye'nin Pakistan ve pek çok paydaşıyla bunun BM kararına dönüşmesi için bir gayret sarf ettiğini anımsatan Çelik, "Bunun tabii altının doldurulması, iyi stratejilerle desteklenmesi, güçlü yaklaşımlarla, daha güçlü yasalarla desteklenmesi yönünde bütün dünyada takipçisi olacağımız bir süreç olduğunu ifade etmek isterim." diye konuştu.

- 1915 Çanakkale Köprüsü

Çanakkale Zaferi'nin 107'nci yıl dönümünde 1915 Çanakkale Köprüsü'nün hizmete açıldığını söyleyen Çelik, bunun AK Parti'nin eser siyasetinde önemli bir sembol olduğunu ifade etti.

Milletin demokrasiye ve iktidarlarına verdiği büyük desteğin, bu büyük eserlere imza atılmasına imkan verdiğini anlatan Çelik, "Bundan sonrasında da eser siyaseti dediğimiz bu siyaset güçlü bir şekilde yoluna devam edecek. Tabii her zaman olduğu gibi bunları şu ya da bu şekilde eleştirenler oluyor. Normal olarak hayatlarında hiçbir işe imza atmamış olanlar ya da attıkları bir iki iş varsa baktığınızda sadece birtakım krizlere imza atmış olanların bu eser siyasetine halen sistematik olarak düşmanlık etmeye, bunları gölgelemeye çalışmasını bir kere daha tespit ettik, bir kere daha görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

- Suudi Arabistan'a saldırı

Çelik, 20 Mart sabahı Suudi Arabistan'a yapılan saldırıyı şiddetle kınadıklarını ve Suudi Arabistan'ın yanında olduklarını söyleyerek, Suudi Arabistan'la terörle mücadele konusunda tam bir dayanışma içinde olduklarını ifade etti.

Yakın zamanda Yemen'deki Türk şehitliğine dönük insanlık dışı bir eylem yapıldığını belirten Çelik, sorumluların yakalanması ve cezalandırılması için bütün süreci takip edeceklerini söyledi.

Bu tip saldırıların organize bir şekilde daha çok terörü yoğunlaştırmak, terör eylemleriyle daha çok husumet ve kaos oluşturmak için yapılan eylemler olduğunu anlatan Çelik, "Benzer bir hadise maalesef Batı Trakya'da İskeçe'de Horozlu köyünde bulunan Osmanlı dönemi Müslüman mezarlığına dönük olarak oldu. Burada bir belediye başkanının teşviki olduğunu tespit ediyoruz. Bu çerçevede Yunanistan makamlarının Osmanlı eserlerine dönük, oradaki Müslüman Türk toplumuna dönük olarak bu eylemler karşısında daha hassas olmasını bir kere daha ifade ediyoruz." diye konuştu.

- Ukrayna'daki durum

Ukrayna'daki durumun toplantının en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu dile getiren Çelik, Hollanda Başbakanı Mark Rutte'nin Türkiye'ye geleceğini, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO Zirvesi için Brüksel ziyareti yapacağını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile konuşmaya devam ettiğini söyleyen Çelik, "Yaklaşık olarak 24 Şubat-17 Mart arasında 35 liderle 38 görüşme gerçekleştirdi. Burada Türkiye'nin bu yürüttüğü politikayı herkes güvenilir bir politika olarak muhakkak surette ifade ediyor. Türkiye'nin hem insani konulardaki duruşu hem Montrö Sözleşmesi'ni uygulama konusundaki kararlılığı hem de diplomatik kanalları işletme konusundaki iradesi herkes tarafından takdir edilen bir durumda. Tabii gelinen süreçte en büyük arzumuz kalıcı bir ateşkesin ortaya çıkması ve artık barış antlaşmasının imzalanması." dedi.

Görüşmelere ilişkin 6 maddenin konuşulduğunu, teknik düzeyde 3-4 madde üzerinde tarafların yakınlaştığına dair açıklamaların olduğunu belirten Çelik, "Kritik siyasi konularda liderlerin bir araya gelmesi gerekiyor, Sayın Putin'in ve Sayın Zelenskiy'nin bir araya gelmesi gerekiyor. Burada Sayın Cumhurbaşkanımız bir kere daha Türkiye'nin gerek Ankara'da gerek İstanbul'da memnuniyetle bu bir araya gelmeye ev sahipliği yapabileceğini, güvenilir bir arabulucu olarak bunu gerçekleştirilebileceğini ifade etti." diye konuştu.

Bölgedeki insani durumu da takip ettiklerini ve Türk vatandaşlarının büyük oranda tahliye edildiğini anımsatan Çelik, "Savaş gerçekleştiğinde hava, kara ve deniz ikmal yollarında güvenli bir durum yoktu o sebeple o günlerde 'bu şu anda gerçekleşemiyor' diye ifade etmiştim. Maalesef bir muhalefet partisi bunu gayri insani bir biçimde istismar etmişti ama sonraki günlerde net bir şekilde görüldü ki hava, kara, deniz ikmal yollarından hangisi müsaitse Türkiye tüm kapasitesiyle bu tahliyeyi gerçekleştirebilecek güce sahiptir. Nitekim vatandaşlarımız en zor çatışma bölgelerinde bile, çatışma bölgelerinin yakınlarında bile hiçbir şekilde yalnız bırakılmamıştır." değerlendirmesinde bulundu.

(Sürecek)