Afetlere karşı "İl Afet Risk Azaltma Planlarının etkin şekilde uygulanması" önerisi

Gazi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen: "Yaşanması olası büyük bir afette meydana gelebilecek can ve mal kayıplarını minimum seviyeye indirebilmek için İl Afet Risk Azaltma Planlarının etkin bir şekilde uygulanması ve burada belirtilen eylemlerin ilgili kurum kuruluş ve yerel yönetimler tarafından eksiksiz bir şekilde uygulanması gerekir" "Planlarda belirlenen eylemlerin uygulanabilmesi için mutlaka bütçe ayrılması gerekir. Bu bütçe de TBMM Deprem Araştırma Komisyonu tarafından kurulması önerilen ve merkezi yönetim bütçesinden ve muhtelif işlemlere konulacak vergilerden kaynak aktarılarak deprem fonundan sağlanmalıdır"

13 Ekim 2021 - 14:25
YILDIZ NEVİN GÜNDOĞMUŞ - Gazi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen, olası büyük bir afette meydana gelebilecek can ve mal kayıplarını minimum seviyeye indirebilmek için İl Afet Risk Azaltma Planlarının etkin bir şekilde uygulanması gerektiğini bildirdi.

Özmen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 13 Ekim'in Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü olarak belirlendiğini anımsatarak, afet risklerinin azaltılmasının genel olarak, tehlikelerin önlenmesi, risklerin azaltılması, toplumun afetlere duyarlılığının artırılması, risk azaltma çalışmalarının sürekliliğinin ve etkinliğinin sağlanması, risk azaltmanın her düzeyde plan, politika ve programlara entegrasyonunun sağlanması konularını içerdiğini bildirdi.

Doğa kaynaklı afetlerin sayısı, şiddeti ve yarattığı hasarların son yıllarda hem dünyada hem Türkiye'de hızla arttığını belirten Özmen, "Türkiye, başta deprem olmak üzere, sel, orman yangını, heyelan, çığ, hortum, fırtına, aşırıcı sıcak havalar, kum fırtınası, obruk ve kaya düşmesi gibi afetlerle çok yoğun olarak karşı karşıya kalmış ve önemli miktarda kayıplara uğramıştır." diye konuştu.

Özmen, 2019 yılının son ayları, 2020 ve 2021'de meydana gelen deprem, sel ve orman yangınlarını anımsatarak, "Yaşananlar, afet risk azaltma çalışmalarının ne kadar önemli olduğunu ve afet risk azaltma çalışmalarına odaklanılması gerektiği gerçeğini bir kez daha gündeme getirmiştir. Bütün bu olumsuz örneklere rağmen afetlerin yaratabileceği zararları en aza indirmek, hatta bazılarını önlemek afet risk azaltma planları ve planların tavizsiz bir şekilde uygulanması ile mümkün olabilmektedir." dedi.

Afet Risk Azaltma Planının "afetlerin olası etkilerini ortaya koyan ve bu etkileri en aza indirebilmek için afetler olmadan gerçekleştirilmesi gerekenleri bir süreç dahilinde tarif eden, sorumluları ve sorumlulukları tanımlayan, sürdürülebilir bir plan" olduğuna işaret eden Özmen, şöyle konuştu:

"Yaşanması olası büyük bir afette meydana gelebilecek can ve mal kayıplarını minimum seviyeye indirebilmek için İl Afet Risk Azaltma Planlarının etkin bir şekilde uygulanması ve burada belirtilen eylemlerin ilgili kurum kuruluş ve yerel yönetimler tarafından eksiksiz bir şekilde uygulanması gerekir. Planlarda belirlenen eylemlerin uygulanabilmesi için mutlaka bütçe ayrılması gerekir. Bu bütçe de TBMM Deprem Araştırma Komisyonu tarafından kurulması önerilen ve merkezi yönetim bütçesinden ve muhtelif işlemlere konulacak vergilerden kaynak aktarılarak deprem fonundan sağlanmalıdır. Gerekli bütçenin deprem fonundan karşılanması ile her ilin afet tehlikesi ve riskine göre ve bütün paydaşların bir araya gelmesi ile hazırlanmış olan ve çok sayıda amaç, eylem ve hedefi içeren il afet risk azaltma planlardaki eylemlerin uygulanma olasılığı çok daha artmış olacak. Böylece illerimiz ve ülkemiz çok daha afete dirençli bir hale gelmiş olacak."

- "Gerekli önlemler alınmadan yapılaşmaya açılmaması gerekir"

Özmen, 2014 yılında yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yönetmeliği'ne göre hazırlanması gereken Mekansal Strateji Planı, Çevre Düzeni Planı, Nazım İmar planı ve Uygulama İmar planlarının, mutlaka afet tehlike ve risk haritaları göz önüne alınarak yapılması gerektiğine dikkati çekerek, "Özellikle afet tehlikesi ve riski yüksek olan yerlerin gerekli önlemler alınmadan yapılaşmaya açılmaması gerekir." dedi.

Afet risklerini en aza indirebilmek ve uzun dönemli çalışmaları planlayabilmek için afet tehlike ve risk haritalarının hazırlanması gerektiğini de vurgulayan Özmen, "Tehlike haritalarının Mekansal Strateji Planı, Çevre Düzeni Planı, Nazım İmar planı ve Uygulama İmar planlarının gibi plan ve çalışmalarda kullanabilmek için değişik ölçeklerde hazırlanması gerekir. Bu çalışmaların küçük ölçekten (ülke, bölge ve yerel) büyük ölçeğe doğru yapılmasında büyük yarar vardır. Diğer kriterlerin yanı sıra afet tehlikesini de göz önüne alarak hazırlanan planlar afet risklerini azaltma çalışmalarına büyük katkı sağlar." ifadelerini kullandı.

Deprem tehlike haritalarında deprem nedeniyle belirli zaman aralıklarında ve belirli olasılıklarda oluşabilecek yer ivmeleri veya şiddet değerlerinin gösterildiğini, deprem risk haritalarının ise deprem nedeniyle oluşabilecek can ve mal kaybı gibi her türlü kaybın ne kadar olacağını tahmin etmeye yaradığını anlatan Özmen, "Mutlaka bu tür çalışmalarında yapılması deprem tehlike haritalarına ilave olarak başta deprem risk haritaları olmak üzere her türlü doğa kaynaklı afet için tehlike ve risk haritalarının hazırlanması gerekir." dedi.

- "Mevzuat düzenlemeleri de bütüncül yaklaşımla ele alınmalı, geliştirilmeli ve güncellenmeli"

Afet risk azaltma çalışmalarının etkin bir şekilde planlanabilmesi ve uygulanabilmesi için iyi eğitim almış, uzman kişilere ihtiyaç olduğunu anlatan Özmen, bu nedenle üniversitelerde açılan afet yönetimi ile ilgili ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyindeki afet yönetimi ile ilgili programların ders müfredatı, eğitim materyalleri, ders içerikleri, nitelikli akademik personel ihtiyacı ve öğrencilerin istihdam alanları gibi sorunların enine boyuna tartışılması ve çözüm yolları bulunması gerektiğine de vurgu yaptı.

"Mevzuat düzenlemeleri de bütüncül yaklaşımla ele alınmalı, geliştirilmeli ve güncellenmelidir." diyen Özmen, afet risklerinin azaltılması konusunda en etkin yöntemlerden biri olan kentsel dönüşüm çalışmalarının da devletin, yerel yönetimlerin ve vatandaşların katılımı ile etkin ve hızlı bir şekilde yapılmasının sağlanması gerektiğini de kaydetti.